Bilimciler uzun süreden beri evrenin fiziksel özelliklerini betimlemek için matematiği kullanıyor. Peki ya evrenin kendisi zaten matematikse?

İçinde bulunduğumuz, milyarlarca galaksi ve her galaksideki milyarlarca yıldız ile yıldız sistemlerini kapsayan evrenin herhangi bir yerinde mutlaka matematiğin bir güzelliği bulunmaktadır. Evden çıktıktan sonra duvarın kenarında gördüğününüz salyangozun kabuğundaki sarmalların arasındaki matematiksel ilişki, içinde bulunduğumuz samanyolu galaksisi gibi sarmal galaksilerin kolları arasındaki matematiksel ilişkilerle örtüşmektedir. Matematik heryerdedir.

 

** ALTIN ORAN

 

Matematik kusursuzdur.Kesinliktir. Matematik, insanlar onu daha da keşfetsin ya da hiç bilmesin ,var olmaya devam edecektir ve evren başladığından beri hatta evren hiç yokken bile zaten vardı. Çünkü hiçbir şeyin olmadığı bir yeri de matematiğin sabitlerinden olan “0” sayısı simgeler. Evreni, doğayı, yaşamı ya da yaşamın olmadığı herhangi bir yeri kavramanın yolu matematiği anlamaktan geçer. Ancak bu bahsedilen ” matematiği anlamak” dört işlem yapmak demek değildir. Pisagor teoremi gibi bir kaç teoremi ezberleyerek üçgen problemleri çözmek,ya da kafadan zorlamayla dört işlem yapmak demek değildir. Önemli olan teoremlerin nasıl ortaya çıktığını, ne anlam ifade ettiklerini kavramak, birbirleri arasındaki ilişkileri görebilmek ve bunlardan faydalanarak karşılaşılan problemleri çözmek ya da çözememektir. Çünkü illa ki problemi çözebilmeniz gerekmez. Onun için verdiğiniz uğraştan zevk alıyorsanız ve ondaki güzelliğin farkına varabiliyorsanız sevinin. Nitekim hayatını tek bir problemi çözmeye adamış ancak çözemeden hayata veda etmiş nice ünsüz değerli matematikçiler gelmiş geçmiştir.

Matmatiksel kavrayış ve düşünce biçimi son derece önemlidir. Olaylara ve hayata,hayatta karşılaşılan sorunların çözümüne rasyonel yaklaşabilmek matematikçi bakış açısını gerektirir. Rasyonel, yani mantıklı düşünme biçimi ve analiz edebilmenin yolu burdan geçer. Matematik eğitimini iyi veren toplumlar sorunlarını kolay çözer. Sorunlarını sadece konuşup sonra da hiçbir şey yapamadan bocalayarak zamanlarını kaybederek sorunlarını biriktirip bir çıkmaza girmezler. Herşey matematikle bu kadar bağlantılı mı diye sorulabilir. Evet bu kadar bağlantılıdır. İstenen şey kafanızı kağıda gömüp sadece matematik düşünmeniz değildir. Ne yaparsanız yapın ancak matematiksel bir düşünce tarzı, soru sorma, cevap arama, kanıta ulaşma, analiz edebilme yönünüz olsun ve bu yönünüzü geliştirin.Matematiği sevin. Siz onu sevemezseniz , karekökün içine sıkışmış negatif bir sayı gibi hayatınızı sınırlı düşünebilen, bağnaz ve basit biri olarak yaşarsınız.

Doğa Matematik Dolu

Bu fikrin çıkış noktası, doğadaki desenlerin gözlemlenmesine dayanıyor. Örneğin enginar çiçek açarken Fibonacci dizisine (her sayının, kendinden önceki iki sayının toplamı olduğu dizi) uyan bir desen izler. Yapraklar arası uzaklıklar, dizideki sayılar arasındaki orana eşittir. Cansız dünya da matematiksel davranışlar sergiler. Bir beyzbol topunu havaya fırlatırsanız kabaca parabolik bir yol izler. Gezegenler ve diğer astrofiziksel nesneler eliptik yörüngelerde döner.

Odasının duvarlarını tablolar yerine ünlü matematiksel denklemlerle süsleyecek denli matematik sevdalısı olan Tegmark, evrende matematiksel desenler ve şekillerle ortaya çıkan çok zarif bir basitlik ve güzellik olduğunu belirtiyor.

Evrenin matematiksel doğasının sonuçlarından biri bilimcilerin fizikteki her gözlemi ya da ölçümü kuramsal olarak öngörebilmeleri. Tegmark, Neptün’ün varlığının gözlemlenmeden önce matematiksel olarak öngörüldüğü hatırlatıyor; tabi radyo dalgalarının, Higgs bozonunun ve daha pek çok fiziksel olgunun da…

Bazı insanlar matematiğin bilimciler tarafından doğal dünyayı açıklamak amacıyla icat edildiğini düşünüyor. Tegmark ise matematiğin insan beyninden çıkmadığından ve onun zaten evrenin gerçekliğinde varolduğundan emin. İnsan beyni demişken, acaba onu da matematik ile açıklamak mümkün olabilir mi?

Yorum Bırakın...