Sık duyduğumuz bir enerji türü değil nükleer enerji.Çünkü ülkemizde çok popüler kaynaklar arasında yok.Peki nükleer ne demek,bunun enerjisi nedir bakalım.Nükleer atom çekirdeği ile ilgili bir kavramı temsil ederken,nükleer enerji de atom çekirdeğinin parçalanmasından doğan enerjidir.Ülkemizde ne tür karşılıkları var bi göz gezdirelim.Üniversite cenahında sadece Hacettepe ve Sinop Üniversitesinde Nükleer Enerji Mühendisliği var.Resmi kurumlar yönünden bakacak olursak 1956 yılında kurulan Atom Enerjisi Komisyonu ile başlıyor serüven.Bu tarihten sonra yine birçok gelişme olmuş ama bize Kafdağının arkasını gösterecek kadar değil.Bu konuda toplum olarak bilmediğimiz ve araştırmak için de çaba göstermediğimiz şeyler var.Bir tür önyargımız olduğu bile varsayılabilir.

Teorik olarak işleyişine değindiğimizde öncelikle nükleer enerjiyi zorlanmış olarak ortaya çıkarmak ve diğer enerji tiplerine dönüştürmek için nükleer reaktörler kullanılır.Bu reaktörlerde şu üç tepkimeden biri gerçekleşir;                                                                             FÜZYON: Atomik parçacıkların birleşme reaksiyonu.                                                   FİSYON: Atom çekirdeğinin zorlanmış olarak parçalanması.                                   YARILANMA: Çekirdeğin parçalanarak daha kararlı hale geçmesi. Doğal (yavaş) fisyon olarak da adlandırılabilir.

Bunlara ek olarak nükleer enerji uranyum maddesinin fotoğraf plakaları ile yan yana durması ve karanlıkta yayılan radyoaktif ışınların fark edilmesi ile keşfedilmiştir.Nükleer santralin iç yapısında, uranyumun fisyon tepkimesine girmesi ile ortaya çıkan enerji su buharının çok yüksek sıcaklıklara kadar ısıtılmasına olanak sağlar. Yüksek sıcaklıktaki  buhar, elektrik jeneratörüne bağlı olan türbinlere gelir. Türbin kanatçıklarına çarpan yüksek enerjili buhar, türbin şaftını çevirir ve jeneratörün elektrik enerjisi üretmesi sağlanır. Jeneratörde oluşan elektrik iletim hatları denilen iletken tellerle kullanılacağı yere gider. Türbinden çıkan basınç ve sıcaklığı düşmüş buhar, tekrar kullanılmak üzere yoğunlaştırıcıya gider ve su haline geldikten sonra tekrar bölünme ile açığa çıkan enerji ile ısıtılıp buhar haline gelir ve döngü bu şekilde devam eder.

Ülkemizde ise son gelişmeler 3. Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi’nde,Sinop ve Akkuyu nükleer santral projeleri ile ilgili merak edilenlerle birlikte ele alındı. Zirve’de açılış konuşması yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Necati Yamaç, enerji ihtiyacı düşünüldüğünde Türkiye’nin nükleere olan ihtiyacının daha iyi anlaşılabileceğini belirterek Türkiye’nin nükleerle ilk tanışan bir ülke olmaktan ziyade  farklı bir konumda olduğunu, 400 nükleer mühendis yetiştirdiğini ifade etti, Türk nükleer sanayinin en önemli adımlarının Sinop ve Akkuyu ile atılacağının altını çizen Yamaç, Akkuyu’da kurulacak olan nükleer santralin ilk ünitesinin 2022 yılında, Sinop’ta kurulacak santralin ilk ünitesinin ise 2023’te devreye girmesinin planlandığını açıklayarak bizleri nükleer enerji konusunda beklenti içerisinde bıraktı.Bu konuda milletçe sınırlı olan bilgimiz bizi ne beklediğimiz konusunda endişeli bıraksa da gelecek bize bu endişelerimizin yerli veya yersiz olduğunu ispat edecektir.Onun dışında diğer pek çok şeyde olduğu gibi nükleer santraller gibi tehlike unsuru barındıran projeler uygun ve doğru kullanım koşullarında ülkemiz adına iyi yönde geri dönütler sağlayacağı kanaatindeyim.

 

Yorum Bırakın...