2017  LYS sonuçlarının da açıklanmasıyla tercih dönemi geldi çattı. Birçoğunuzun önceden planlamış olduğu bir üniversite ve hedef bildiği bir bölüm muhakkak vardır birçoğunuz ise kafası karışık hangi bölümü seçmeliyim, bu bölümde yapabilecek miyim, ya pişman olursam? gibi sorularla boğuşuyor. Hatta bazı kişiler için tercih dönemi sınav döneminden daha zordur. Seçeceğiniz bölüm belkide ömrünüz boyunca yapacağınız mesleğinizin ilk adımı olacak. Bu yüzden üniversite ve bölüm seçimi son derece önemli bir konudur.

Bu zor ve bir o kadarda keyifli dönemde sizlere bazı tavsiyeler vermek kafanızdaki bazı soru işaretlerini kaldırmak istedik. Öncelikle kendinize bazı sorular sorun. Yetenekleriniz neye yatkın?, Severek yapabileceğiniz iş hangisidir?, hangi alanda en iyilerden biri olursunuz?. Bu soruların cevabı çok önemlidir. Sevmediğiniz ve yeteneğinizin olmadığı bir alanı seçerseniz mutsuz bir hayatın sizi bekleme olasılığı çok fazladır. Hiç bir bölüm alan veya meslek kolay değildir her işin zorlu ve yorucu tarafları muhakkak vardır. Birde işimi iyi yapayım derseniz biraz emek vereceksiniz. Çoğu arkadaşımızın düştüğü hatalarda biri “bu bölüm çok iyi paralar kazanıyor” ya da “bu bölümü okursam rahat ederim nasıl olsa masa başı iş” demeleridir. Başkalarının rahat ve kazançlı mesleklerine bakıp, onlara imrenmemenizi ve bu doğrultuda tercihler yapmamanızı öneririm.  Yeteneğiniz flüt çalmak ise ve bu işi çok iyi  yapacağınıza inanıyorsanız bence konservatuvar okuyun ileride çok iyi flüt çalan, dünyaca ünlü bir müzisyen olabilirsiniz. Fakat benim puanım Tıp Fakültesi’ne yetiyor, doktor maaşları da çok iyi diyerek tercihinizi bu doğrultuda yaparsanız, ve kan fobiniz varsa yada insanlarla ilişkilerde iyi değilseniz, (belkide) sabahlara kadar ameliyathanelerde ve muayenehanelerde kalamayacaksanız çok zorluklar çekersiniz ve kısa sürede mesleğinizden soğur, işinizden beklenen verimi ve başarıyı alamazsınız. Aynı şeyler mühendislik içinde geçerlidir. Birçok mezun mühendis ne yazık ki asgari ücretle işe başlamaktadır ve böyle devam edenler bile vardır.

Ve mezuniyet!

Mezuniyet kısmı üniversitenin en zor kısmıdır aslında. Eğer üniversite hayatınız boyunca alanınızla ilgili kendinize bir şeyler katmamış iseniz “ben mezun olur olmaz iş bulacağım” hissine hemen kapılmamanızı tavsiye ederim hele birde ortalamanız da düşük ise işiniz biraz zor. (Bu arada İngilizceyi katmıyorum çünkü onu bildiğinizi varsayıyorum.)

İşin acı tarafı şudur; eğer iyi bir üniversiteden mezun değilseniz bu tür vakalarla karşılaşırsınız sonra “üniversite mezunuyum ama işsizim” yada “mühendislere bu maaş mı verilir” deyip yakınırsınız. Her sektörde kıyasıya rekabet vardır ve hepsi piyasada kalmak ve daha iyisi olabilmek için Ar-Ge merkezleri kurup her zaman bir adım önde olmak ister. 0.1 lik bir büyüme bile çok önemlidir ve bunun için piyasadaki en iyi ve en donanımlı elamanı ararlar. Üniversiteden mezun olmuş biri sahada tecrübeli değilse ve bu alanda kendini geliştirmemişse sıfırdan başlamak zorunda kalacak bir nevi yıllarca işçi değilde işi öğrenmeye çalışan bir öğrenci olacaktır (Asgari maaş alan işi öğrenmeye çalışan bir öğrenci). Fakat iyi bir üniversiteden mezun oldunuz yada kendi alanınızda kendinize birçok şey kattınız, sürekli yeni şeyler öğrendiniz ve bunları uygulayıp geliştirmiş iseniz aranan eleman olup çok iyi maaşlarla çalışırsınız. Bunu yapabilmek için istekli olmanız lazım. Sizi bu tür şeyleri yapamaya tetikleyecek hırsa sahip olmalısınız bunun içinde işinizi sevmeniz merak etmeniz lazım. Bu yüzden sevgili arkadaşlar seveceğiniz, kendinizi çok iyi yerlerde göreceğinize inandığınız mesleği, bölümü seçin. Okuyacağınız üniversiteyi de çok iyi araştırın sosyal imkanları, konumu, tanıdığı ayrıcalıklar gibi etkenleri de araştırmanızda fayda var. Son olarak seçeceğiniz bölümde umduğunuzu bulmayı ve yeni başlayacak üniversite hayatınızda başarılar diliyor burada sonlandırıyorum.

Yorum Bırakın...